OpenAI 2027’de Sıfırı Tüketebilir
Yapay zekâ alanında son yılların en hızlı yükselen aktörlerinden biri olan OpenAI, teknolojik ilerlemesi kadar harcamalarıyla da gündemde.

Yapay zekâ alanında son yılların en hızlı yükselen aktörlerinden biri olan OpenAI, teknolojik ilerlemesi kadar harcama kalemleriyle de gündemde. Gelişmiş modellerin eğitimi, devasa veri merkezleri ve sürekli artan hesaplama ihtiyacı, şirketin operasyonel maliyetlerini her geçen yıl daha da yukarı çekiyor. Bu tablo, dışarıdan bakıldığında etkileyici bir büyüme hikâyesi sunsa da perde arkasında ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Son dönemde yapılan değerlendirmeler, OpenAI’nin mevcut harcama temposunu sürdürmesi hâlinde önümüzdeki birkaç yılın kritik olabileceğini öne sürüyor. Özellikle gelir-gider dengesinin henüz tam anlamıyla kurulmamış olması, şirketin uzun vadeli sürdürülebilirliğini yeniden tartışmaya açmış durumda.
OpenAI Finansal Baskı Altında
Ekonomist ve dış politika analisti Sebastian Mallaby’nin değerlendirmesine göre OpenAI, 2027 ortalarına gelindiğinde ciddi bir nakit sıkıntısıyla karşı karşıya kalabilir. Tahminler, şirketin yalnızca 2025 yılı içinde yaklaşık 8 milyar dolarlık bir nakit tüketimine ulaşabileceğini, bu rakamın 2028’e doğru 40 milyar dolar seviyelerine çıkabileceğini gösteriyor. Buna karşın OpenAI’nin kârlılığa ancak 2030 civarında ulaşmasının beklendiği ifade ediliyor.

Bu durumun en önemli nedenlerinden biri, ileri seviye yapay zekâ modellerinin geliştirilmesinin son derece pahalı olması. Sürekli daha büyük ve daha güçlü modeller eğitmek, yalnızca yazılım değil, donanım ve enerji tarafında da devasa yatırımlar gerektiriyor. Yerleşik teknoloji devleri bu yükü mevcut kâr havuzlarıyla absorbe edebilirken, OpenAI’nin dış finansmana çok daha bağımlı olduğu vurgulanıyor.
Bir diğer kritik başlık ise gelir modeli. Yapay zekâ araçlarının geniş kitlelerce benimsenmesi, her zaman aynı ölçüde gelir yaratmıyor. Ücretsiz kullanım alışkanlığı, fiyat artışları veya kısıtlamalar karşısında kullanıcıların hızla alternatif platformlara yönelmesine yol açabiliyor. Bu da kısa vadede istikrarlı gelir oluşturmayı zorlaştırıyor.
Öte yandan, “ajan tabanlı” yapay zekâ sistemlerinin günlük hayatın daha merkezî bir parçası hâline gelmesi durumunda bu dengenin değişebileceği de belirtiliyor. Ancak mevcut tabloya bakıldığında, OpenAI’nin büyük hedefleri ile finansal gerçekler arasındaki mesafenin kapanması zaman alacak gibi görünüyor. Bu nedenle 2027, şirket için yalnızca teknolojik değil, ekonomik açıdan da belirleyici bir yıl olabilir.



